8 Kasım 2010 Pazartesi

New York'ta Beş Minare

   Çekimlere başlandığı günden itibaren, merakla beklediğim 'New York'ta Beş Minare' filmini dün izledim. Öncelikle, Mahsun Kırmızıgül'in şimdiye kadar çektiği diğer iki sinema filmini de izlediğimi ve çok beğendiğimi söylemek isterim. Arabesk-türkücü imajını yıkarak, sinemaya adım atan ve çektiği filmlerde toplumsal mesaj vermeyi ilke edinmiş Kırmızıgül'ü, Türk Sineması adına çok değerli buluyorum. Sinemaya yeni bir soluk getirdi ve gerçekten başarılı işler çıkardı. İnsanların önyargılarına rağmen, içindeki sinema aşkıyla, senaryo yazarlığı, yönetmenlik ve oyunculuk yaparak, bir çok konuda başarıya imza attı bile bana göre.

  
    Son filmine gelince ise, yapılan eleştirilere rağmen oldukça beğendim. "Hollywood Filmi" edasıyla başlayıp, tipik "Türk Filmi" tadında bitmesi konusunda eleştirmenler haklılar. New York- İstanbul- Bitlis üçgeninde çekilen film, çekim kalitesi ve görüntüleriyle Hollywood filmlerini aratmamış. Görsel efektler ve aksiyon sahneleri de oldukça başarılı.  

   Oyunculuk açısından, şüphesiz filmin en başarılısı 'Haluk Bilginer'. Acımasız eleştirilere rağmen, Kırmızıgül'ün oyunculuğu da beni çok rahatsız etmedi. Zaten filmde yer alan üç tane Hollywood oyuncusu da ayrı bir profosyonellik katmış. "Danny Glover" gibi bir isimin yer alması bile başlıbaşına bir prestij katıyor filme.

    
     Film temel olarak, Amerika'nın Müslümanlara olan bakış açısı, Türkiye'nin terör sorunu, Türkiye içindeki bölünmeler ve zıt kutuplar gibi konuları ele almış. Ayrıca, gerçek Müslümanlarla, dini teröre alet eden kitleler arasındaki farkı da ortaya koyarak, doğru mesajlar vermeyi hedeflemiş. Bence bu konuda da oldukça başarılı olmuş. Dozunda bıraktığı, mesaj dolu cümleler ve dramatik sahneler ise oldukça iyiydi.

     Filmin sonundaki gözyaşı ve dram ise, her ne kadar izleyiciyi bağlamak adına yapıldıysa da, yine de filme olan beğenimi etkilemedi. Salondaki herkesin koltuklarında donup kalması ve gözyaşlarıyla ayrılması ise, filmin ne kadar başarılı olduğunu ortaya koydu...

1 yorum:

Ümit Uzun dedi ki...

Keyifli bir anlatım olmuş,eline sağlık :)